Forrester 2026’nın 10 Yükselen Teknolojisini Açıkladı
Yapay zekâ artık yalnızca chat ekranlarında değil; müşteri yolculuklarında, fiziksel dünyada, alışverişte, yazılım geliştirmede, güvenlikte ve görünmeyen altyapıda yeniden şekilleniyor.

AI, chat ekranından çıkıp müşteri deneyiminin altyapısına yerleşiyor
Yapay zekâ gündemi uzun süre sohbet ekranları üzerinden konuşuldu. Şirketler için ilk büyük heyecan, çalışanların rapor özetlemesi, içerik üretmesi, müşteri sorularına daha hızlı cevap vermesi ve bilgiye daha kolay ulaşmasıydı. Bu dönem yapay zekâyı geniş kitleler için görünür ve anlaşılır hale getirdi. Ancak 2026’da tartışma artık yalnızca sohbet ekranlarının etrafında dönmüyor. Yapay zekâ, müşterinin gördüğü arayüzlerden fiziksel operasyonlara, alışveriş deneyimlerinden yazılım geliştirmeye, güvenlik mimarisinden veri merkezi altyapısına kadar çok daha geniş bir alana yayıldı.
Forrester’ın “Top 10 Emerging Technologies For 2026: Beyond Chat” değerlendirmesi tam da bu kırılmaya işaret ediyor. Forrester’a göre AI artık yalnızca ekranların ve dijital iş akışlarının içinde kalmıyor; robotlara, araçlara, alışveriş deneyimlerine, yazılım geliştirme süreçlerine, güvenlik mimarisine ve fiziksel operasyonlara doğru genişliyor. Forrester bu 10 teknolojiyi üç katmanda okuyor: insanların doğrudan deneyimleyeceği Interact teknolojileri, bu deneyimleri inşa edecek Build teknolojileri ve tüm bu dönüşümü besleyen Fuel teknolojileri.

Forrester, 2026’nın yükselen teknolojilerini üç katmanda ele alıyor: müşterilerin doğrudan deneyimleyeceği Interact teknolojileri, bu deneyimleri inşa edecek Build teknolojileri ve yeni AI kapasitesini besleyecek Fuel teknolojileri. Kaynak: Forrester, “Top 10 Emerging Technologies For 2026: Beyond Chat”.
Bu listeyi müşteri deneyimi açısından önemli kılan şey de burada başlıyor. Çünkü bu teknolojiler yalnızca CIO’ların ya da teknoloji ekiplerinin radarında kalacak yenilikler değil. Markaların müşteriye nasıl göründüğünü, nasıl hizmet verdiğini, nasıl sattığını, nasıl güven verdiğini ve nasıl hatırlanacağını değiştirecekler.
Daha önce CX Bulletin’de ele aldığım müşteri operasyonlarında yapay zekâ yatırımlarının neden beklenen sonucu vermediği meselesi burada yeniden önem kazanıyor. Yeni teknolojiler kendi başına değer yaratmıyor. Değer, ancak bu teknolojiler gerçek bir müşteri sürtünmesini azalttığında, çalışanı daha iyi karar verecek hale getirdiğinde ve markanın güvenilirliğini güçlendirdiğinde ortaya çıkıyor.
1. Layer zero experiences: Uygulama sonrası deneyim dönemi
Forrester’ın listesindeki en dikkat çekici kavramlardan biri layer zero experiences. Bu kavram, bugünün uygulama ve web sitesi mantığının üzerinde çalışan bir AI deneyim katmanını anlatıyor. Kullanıcı tek tek uygulamalar arasında dolaşmak yerine niyetini söylüyor; AI katmanı bu niyeti yorumluyor, farklı servisleri birbirine bağlıyor ve sonucu kullanıcının karşısına daha bütünlüklü bir deneyim olarak çıkarıyor.
Forrester bunu aile tatili planlama örneğiyle anlatıyor: grup sohbetindeki tarihleri anlayan, uçuş ve otel seçeneklerini çıkaran, ortak programı oluşturan ve bunu herkesin kullandığı cihazlara dağıtan bir asistan. Bu yaklaşım bugün tam anlamıyla olgunlaşmış bir standart değil; ancak erken sinyalleri görmek mümkün. OpenAI’ın Apps SDK yaklaşımı, geliştiricilerin ChatGPT içinde uygulama deneyimleri kurmasına imkân verirken; Google’ın A2UI projesi ajanların konuşma bağlamına uygun arayüzler oluşturabilmesi fikrini öne çıkarıyor.
Türkiye’de uygulama sadakati yeniden tanımlanabilir
Türkiye’de markalar uzun süredir müşteriyi kendi mobil uygulamasına çekmeye çalışıyor. Bankalar, sigorta şirketleri, perakendeciler, havayolları, yemek ve market platformları için uygulama indirme, aktif kullanıcı, push bildirim açılma oranı ve self-servis kullanımı önemli performans göstergeleri haline geldi.
Layer zero deneyimler olgunlaştığında bu tablo değişebilir. Müşteri bir markanın uygulamasına girmeden, kullandığı AI asistanı üzerinden işlemini başlatmak isteyebilir. “En uygun uçuşu bul”, “geçen ay aldığım ürünün daha ucuz alternatifini getir”, “sigorta poliçemdeki kapsamı sade Türkçeyle açıkla” veya “bu hafta market alışverişimi bütçeme göre hazırla” gibi talepler, doğrudan marka uygulamasının dışında başlayabilir.
Bu durumda müşteri deneyimi için yeni soru şu olacak: Marka, müşteri kendi arayüzüne gelmediğinde de deneyimi doğru yönetebiliyor mu? Ürün bilgileri, hizmet koşulları, teslimat sözleri, iade politikaları ve fiyat verileri AI ajanları tarafından okunabilir, güvenilir ve işlem yapılabilir değilse, marka müşterinin yeni karar katmanında görünmez hale gelebilir.
Bu başlık, CX Bulletin’de daha önce yazdığım deneyim tasarımında phygital devrim konusuyla da akraba. Müşteri deneyimi artık yalnızca dijital ya da fiziksel kanalda tasarlanmıyor; bu kanalların üzerinde, arasında ve arkasında çalışan görünmez katmanlarda şekilleniyor.
2. Physical AI and robotics: Yapay zekâ fiziksel dünyaya taşınıyor
Forrester’ın ikinci başlığı, yapay zekânın robotlar ve fiziksel makineler içine yerleşmesiyle ilgili. Burada klasik otomasyondan daha farklı bir yapıdan söz ediyoruz. Geleneksel robotlar çoğu zaman önceden belirlenmiş hareketleri tekrar ederken, fiziksel AI çevreyi algılayan, değişen koşulları yorumlayan ve buna göre aksiyon alabilen sistemlere işaret ediyor.
Bu alandaki gelişmeler yalnızca teorik değil. Google DeepMind, Gemini Robotics modellerini robotların çevreyi algılamasına, akıl yürütmesine, araç kullanmasına ve insanlarla etkileşime girmesine yardımcı olan modeller olarak tanımlıyor. Meta’nın V-JEPA 2 çalışması da fiziksel dünyayı video üzerinden anlamaya ve robot planlamasına katkı sağlayan bir yaklaşım olarak konumlanıyor.
Türkiye’de etkisi önce görünmeyen operasyonlarda hissedilecek
Türkiye’de fiziksel AI’ın ilk etkisi, müşterinin doğrudan robotla karşılaşmasından çok, deneyimin arkasındaki operasyonlarda görülebilir. Lojistik, depo yönetimi, perakende stok operasyonları, hastane içi süreçler, üretim, satış sonrası servis ve saha operasyonları bu dönüşümden ilk etkilenecek alanlar arasında.
Müşteri açısından sonuç oldukça somut olacak: Daha doğru stok bilgisi, daha kısa teslimat süresi, daha hızlı servis randevusu, daha az operasyonel hata ve daha öngörülebilir bakım süreçleri. Özellikle perakende ve otomotiv gibi fiziksel operasyonla müşteri deneyiminin iç içe geçtiği sektörlerde fiziksel AI, görünmeyen ama hissedilen bir CX iyileştiricisine dönüşebilir.
Bu noktada CX Bulletin’deki otomotivde satış sonrası müşteri deneyimi yazısıyla güçlü bir bağlantı var. Otomotivde müşteri sadakati showroom’da değil; servis, garanti, yedek parça, bakım ve sahiplik yolculuğunda güçleniyor. Fiziksel AI da tam bu görünmeyen sahiplik deneyimini iyileştirebilecek teknolojilerden biri olabilir.
3. Autonomous transportation: Otonom ulaşım deneyimi şehir ölçeğine taşıyacak
Otonom ulaşım, Forrester’ın müşterinin doğrudan deneyimleyeceği teknolojiler arasında yer alıyor. Bu başlığı yalnızca sürücüsüz otomobil olarak okumamak gerekir. Otonom ulaşım; şehir içi mobilite, teslimat, filo yönetimi, sigorta, bakım, güvenlik, regülasyon ve müşteri güveniyle birlikte daha geniş bir deneyim alanı yaratıyor.
Dünyada bu alandaki gelişmeler hızlanıyor. Waymo, kendisini otonom ride-hailing servisi olarak konumlandırıyor. Reuters da Waymo ve Uber’in Atlanta’da otonom araç çağırma hizmetini başlattığını aktardı. Bu örnekler, otonom ulaşımın artık yalnızca Ar-Ge laboratuvarlarında değil, gerçek müşteri yolculuklarında test edildiğini gösteriyor.
Türkiye’de önce güven duygusu test edilecek
Türkiye’de otonom ulaşımın geniş ölçekli müşteri deneyimine dönüşmesi kısa vadede kolay değil. Trafik kültürü(!), şehir altyapısı, yol koşulları, sigorta sorumluluğu, regülasyon ve tüketici güveni gibi başlıklar ciddi hazırlık gerektiriyor. Ancak bu, konunun Türkiye için uzak olduğu anlamına gelmiyor.
İlk uygulamalar kampüsler, havalimanları, limanlar, organize sanayi bölgeleri, turizm bölgeleri ve kapalı lojistik alanlarında başlayabilir. Müşteri deneyimi açısından en kritik konu ise teknolojinin teknik olarak çalışıp çalışmamasından çok, müşterinin kendisini güvende hissedip hissetmemesi olacak.
Otonom ulaşımda güven yalnızca “kaza yapmadı” seviyesinde kurulmaz. Müşteri aracın kararlarını anlayabilmek, acil durumda ne olacağını bilmek, sigorta sorumluluğunu görmek ve kontrolü gerektiğinde kime devredeceğini hissetmek ister. Türkiye’de bu alanda başarılı olacak markalar, teknolojiyi anlatmaktan çok güveni tasarlayabilenler olacak.
4. Agentic commerce: Alışverişi müşterinin ajanı başlatacak
Agentic commerce, alışveriş sürecinde AI ajanlarının müşteri adına araştırma, karşılaştırma ve ödeme gibi adımları gerçekleştirmesi anlamına geliyor. Müşteri her ürün sayfasını tek tek gezmek yerine niyetini, bütçesini ve tercihlerini tanımlıyor; AI ajanı seçenekleri daraltıyor, satıcıları karşılaştırıyor ve güvenli ödeme altyapısıyla işlemi tamamlamaya yaklaşıyor.
Ödeme devleri bu dönüşüme hazırlanıyor. Visa, Visa Intelligent Commerce ile AI ajanlarının güvenli ticaret deneyimlerine bağlanmasını hedefliyor. Mastercard ve PayPal, Mastercard Agent Pay’in PayPal cüzdanına entegre edilmesi üzerinden agentic commerce için güvenli ödeme katmanları geliştirdiklerini duyurdu. Stripe da Visa ve Mastercard ile agentic commerce ödemeleri için network-led agentic payment yaklaşımını desteklediğini açıkladı.
Türkiye’de rekabet arama sonuçlarından AI önerilerine kayabilir
Türkiye, e-ticaret ve hızlı teslimat alışkanlığı güçlü bir pazar. Marketplace’ler, market uygulamaları, yemek platformları, dijital cüzdanlar ve hızlı ödeme sistemleri müşteri davranışını zaten ciddi biçimde dönüştürdü. Agentic commerce bu dönüşümü bir adım daha ileri taşıyabilir.
Müşteri “en ucuz ürünü göster” demek yerine, “geçen sefer aldığım kaliteyi düşürmeden bu hafta bütçeme uygun sepet hazırla” diyebilir. Ya da “iade süreci en sorunsuz satıcıdan al” gibi deneyim odaklı kriterler kullanabilir. Bu durumda rekabet yalnızca arama sonuçlarında, reklam alanlarında ya da kampanya görünürlüğünde yaşanmaz; AI ajanının güvenilir öneri setine girebilmekte yaşanır.
Türkiye’de markalar için bu yeni dönemin hazırlığı veri kalitesinden başlayacak. Ürün açıklamaları, fiyatlar, stok bilgisi, teslimat süresi, iade şartları, garanti kapsamı ve müşteri yorumları tutarlı değilse AI ajanı markayı doğru değerlendiremeyebilir. Kısacası e-ticaret SEO’sunun yanına yeni bir alan eklenecek: ajanlar için güvenilir, okunabilir ve işlem yapılabilir ticaret verisi.
5. Agentic software development: Yazılım ekipleri yeni bir çalışma ritmine alışacak
Forrester’ın “Build” katmanındaki ilk başlıklardan biri agentic software development. Bu başlık, yazılım geliştirmenin yalnızca kod tamamlama araçlarıyla hızlanmasını değil; AI ajanlarının planlama, kod yazma, test etme, hata düzeltme ve pull request hazırlama gibi çok adımlı işlerde rol almasını ifade ediyor.
Bu alan hızla ürünleşiyor. OpenAI, Codex’i bulut tabanlı bir yazılım mühendisliği ajanı olarak tanımlıyor. GitHub, Copilot tarafında agentic iş akışlarını öne çıkarıyor. Anthropic de Claude Code ile kod tabanını okuyabilen, dosyalarda değişiklik yapabilen, test çalıştırabilen ve kod teslim edebilen bir sistem sunduğunu belirtiyor.
Türkiye’de CX backlog’larını eritmek için güçlü bir fırsat
Türkiye’de birçok kurumda müşteri deneyimini iyileştirecek küçük ama değerli geliştirmeler backlog içinde bekliyor. Form sadeleştirme, self-servis ekran iyileştirmesi, entegrasyon düzeltmesi, çağrı merkezi ekranına yeni bilgi eklenmesi, iade sürecinin sadeleştirilmesi veya mobil uygulamada küçük bir akış değişikliği aylarca öncelik alamayabiliyor.
Agentic software development doğru kullanılırsa bu bekleme süresi kısalabilir. Daha hızlı prototip, daha hızlı test, daha hızlı entegrasyon ve daha kısa iyileştirme döngüsü müşteri deneyimine doğrudan yansır. Ancak burada kritik nokta, ajanların geliştiricinin yerine geçmesi değil; geliştiriciyi daha stratejik ve daha güvenli çalıştırmasıdır.
Türkiye’de özellikle finans, sigorta, telekom ve kamu hizmetleri gibi regüle alanlarda güvenlik, kod kalitesi, denetim izi ve değişiklik yönetimi vazgeçilmez olacak. AI ajanı kod yazabilir; ama müşteri deneyimini iyileştiren sistemlerin güvenilir çalışması hâlâ insan sorumluluğu, mimari disiplin ve iyi yönetişim gerektirir.
6. Multi-agent systems: Tek ajan değil, birlikte çalışan ajanlar dönemi
Forrester’ın en önemli başlıklarından biri multi-agent systems. Tek bir AI ajanı basit görevleri çözebilir; ancak gerçek operasyonlar genellikle tek adımlı değildir. Bir müşteri şikâyeti, kredi başvurusu, iade süreci, teknik arıza ya da kurumsal satın alma talebi farklı sistemlere, farklı departmanlara ve farklı onay noktalarına dokunur.
Multi-agent sistemler, uzmanlaşmış ajanların birlikte çalıştığı yapıları ifade ediyor. Bir ajan müşterinin niyetini anlayabilir, bir diğeri ilgili politikayı kontrol edebilir, bir başkası stok veya ödeme bilgisini çekebilir, bir diğeri temsilciye öneri sunabilir. Forrester, bu sistemlerin müşteri desteği çözüm oranı, incident triage ve yazılım teslimatı gibi alanlarda erken kazanımlar gösterdiğini; ancak orkestrasyon, yönetişim ve güvenlik tarafında guardrail ihtiyacının devam ettiğini belirtiyor.
Türkiye’de departmanlar arası kopuklukları azaltabilir
Türkiye’de müşteri deneyimindeki birçok sorun, tek bir departmanın kötü çalışmasından değil, departmanlar arasındaki kopukluktan doğuyor. Müşteri hizmetleri sorunu görüyor ama operasyon aksiyonu alamıyor. Satış söz veriyor ama servis o sözün arkasını dolduramıyor. Pazarlama kampanya gönderiyor ama aynı müşteri yakın zamanda kötü bir deneyim yaşamış olabiliyor.
Multi-agent sistemler doğru tasarlanırsa bu kopukluğu azaltabilir. Özellikle bankacılık, sigorta, e-ticaret, telekom ve kamu hizmetlerinde bir müşteri vakasının farklı uzman ajanlarla daha hızlı ilerlemesi mümkün olabilir. Ancak risk de büyük: Ajanlar kendi aralarında karar alırken sorumluluk belirsizleşirse müşteri karşısında “sistem böyle yaptı” cümlesi daha sık duyulabilir.
Bu yüzden Türkiye’de multi-agent sistemler için yalnızca teknoloji yatırımı değil, karar sorumluluğu, insan onayı, itiraz mekanizması ve kayıt tutma süreçleri de baştan tasarlanmalı. Müşteri deneyimi açısından iyi otomasyon, müşterinin hakkını belirsizleştiren değil, çözüm yolunu görünür kılan otomasyondur.
7. AI security and trust: Güvenlik artık CX’in arka odası değil
Forrester, AI security and trust başlığını diğer AI teknolojilerinin çalışabilmesi için temel güven katmanı olarak konumlandırıyor. Açık blogdaki detay bölümünde ise bu alanı gizlilik ve güven boyutuyla birlikte ele alıyor. Prompt injection, data leakage ve model theft gibi riskler, AI sistemlerinin yalnızca üretkenlik değil güvenlik açısından da ciddi biçimde yönetilmesi gerektiğini gösteriyor.
Bu riskler güvenlik dünyasının da gündeminde. OWASP, LLM uygulamaları için Top 10 risk listesinde prompt injection ve sensitive information disclosure gibi tehditleri öne çıkarıyor. NIST ise Generative AI Profile dokümanında kurumların üretken AI risklerini yaşam döngüsü boyunca yönetebilmesi için AI Risk Management Framework ile uyumlu bir yaklaşım öneriyor. Avrupa Birliği tarafında da AI Act uygulama takvimi, yüksek riskli AI sistemleri ve şeffaflık kuralları için kurumların hazırlık yapması gerektiğini gösteriyor.
Türkiye’de güven, teknik ekipten müşteri masasına taşınacak
Türkiye’de AI güvenliği çoğu zaman IT ve siber güvenlik ekiplerinin gündemi gibi görülüyor. Oysa müşteri deneyimi açısından güvenlik, doğrudan marka ilişkisinin parçasıdır. Bir AI asistanı yanlış bilgi verirse, müşterinin kişisel verisini görünür hale getirirse, yetkisiz işlem yaparsa veya müşteriyi hatalı yönlendirirse bunun etkisi yalnızca teknik bir olay olmaz. Müşteri markaya duyduğu güveni sorgular.
Bu nedenle bankalar, sigorta şirketleri, e-ticaret platformları, sağlık kuruluşları, eğitim kurumları ve kamu hizmetleri için AI güvenliği artık CX stratejisinin içinde düşünülmeli. “AI ne kadar hızlı cevap veriyor?” sorusu kadar “AI ne kadar güvenli, denetlenebilir, açıklanabilir ve itiraz edilebilir çalışıyor?” sorusu da önemli olacak.
Türkiye’de KVKK, sektör regülasyonları ve müşteri güveni birlikte düşünüldüğünde, güvenli AI tasarımı rekabet avantajına dönüşebilir. Müşteri, kendisine hızlı cevap veren markayı sever; ama verisini koruyan ve hatasını düzeltebilen markaya güvenir.
8. Frontier models: En güçlü model her zaman en doğru model olmayabilir
Forrester’ın “Fuel” katmanındaki başlıklardan biri frontier models. Bu modeller; dil, görsel, ses, video, kod, muhakeme ve araç kullanımı gibi alanlarda en gelişmiş yetenekleri sunan AI modellerini ifade ediyor. Ancak müşteri deneyimi açısından mesele her zaman en büyük ya da en güçlü modeli kullanmak değildir.
CX tarafında doğru model; müşterinin niyetini anlayan, kurum bilgisini doğru kullanan, hata riskini azaltan, maliyet açısından sürdürülebilir olan ve gerektiğinde insan temsilciye doğru şekilde devreden modeldir. Bir başka deyişle, modelin teknik kapasitesi kadar bağlamla ilişkisi de önemlidir.
Türkiye’de mesele güçlü modelden çok doğru bağlam
Türkiye’de AI projelerinde sıkça “hangi model daha iyi?” sorusu soruluyor. Bu doğal bir soru; ancak müşteri deneyimi açısından eksik kalıyor. Türkçe performans, yerel ifade biçimleri, sektör jargonları, regülasyon, marka dili ve müşteri beklentisi doğru ele alınmadığında en güçlü model bile zayıf deneyim üretebilir.
Örneğin müşteri hizmetlerinde Türkçe yalnızca standart yazı diliyle kullanılmıyor. Bölgesel ifadeler, öfke, ironi, eksik anlatım, İngilizce-Türkçe karışık cümleler ve sektör kısaltmaları sıkça görülüyor. Model bu bağlamı anlayamıyorsa, teknik olarak gelişmiş olması müşteri açısından yeterli olmayabilir.
Türkiye’de frontier modellerin CX değerine dönüşmesi için kurumların kendi bilgi tabanlarını, süreçlerini, ürün açıklamalarını ve hizmet politikalarını temizlemesi gerekecek. Çünkü AI ancak beslendiği bağlam kadar iyi deneyim üretebilir.
9. AI supercomputing: Deneyimin görünmeyen kapasite yarışı
AI supercomputing, müşterinin doğrudan görmediği ama deneyimin kalitesini belirleyen altyapı katmanlarından biri. Daha gelişmiş modeller, daha uzun bağlam pencereleri, gerçek zamanlı ajanlar, çoklu modalite ve fiziksel AI uygulamaları daha büyük hesaplama kapasitesi gerektiriyor. Bu nedenle veri merkezleri, GPU altyapısı, enerji, soğutma ve ağ kapasitesi müşteri deneyiminin görünmeyen bileşenleri haline geliyor.
Bu alandaki küresel yatırımlar hızlanıyor. Reuters, OpenAI, Oracle ve SoftBank’ın Stargate projesi kapsamında AI veri merkezleri için büyük ölçekli yatırım planlarını aktardı. Bu tür yatırımlar, AI’ın yalnızca yazılım değil aynı zamanda altyapı yarışı olduğunu gösteriyor.
Türkiye’de AI deneyiminin sınırını altyapı belirleyecek
Türkiye’de AI supercomputing her şirketin doğrudan yatırım yapacağı bir alan olmayabilir; ancak etkisini herkes hissedecek. Model erişim maliyetleri, yanıt gecikmesi, veri merkezinin lokasyonu, veri egemenliği, enerji maliyeti ve regülasyon uyumu; AI destekli müşteri deneyimi projelerinin ölçeklenmesini belirleyecek.
Özellikle finans, telekom, kamu, sağlık ve büyük e-ticaret platformlarında “AI nerede çalışıyor?” sorusu daha önemli hale gelecek. Müşteri verisinin hangi coğrafyada işlendiği, hangi sistemlerde tutulduğu ve hangi hızda yanıt üretildiği CX kalitesini doğrudan etkileyebilir.
Türkiye’de bu alanda güçlü bir yerel kapasite oluşması, yalnızca teknoloji bağımsızlığı açısından değil, müşteri deneyimi açısından da değerli olur. Çünkü hızlı, güvenilir ve kesintisiz AI deneyimi sunmak, arka planda güçlü bir altyapı gerektirir.
10. Quantum computing: Bugünün deneyimi değil, yarının güven sınavı
Forrester’ın listesindeki en uzun vadeli teknoloji quantum computing. Kuantum bilişim çoğu şirket için kısa vadede doğrudan müşteri deneyimi projesi olmayabilir. Forrester da bu teknolojinin geniş ticari değer üretmesinin birçok firma için daha uzun bir zaman alacağını, ancak Q-day olarak bilinen şifreleme kırılma riskine karşı şimdiden hazırlık yapılması gerektiğini vurguluyor.
Bu hazırlık yalnızca teorik bir uyarı değil. NIST, 2024’te ilk üç post-quantum encryption standardını yayımladı. NIST’in post-quantum cryptography sayfası da kurumların kuantuma dayanıklı kriptografiye geçişi planlamaya başlaması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye’de bugünden düşünülmesi gereken uzun vadeli güven konusu
Kuantum bilişim bugün Türkiye’de çoğu CX ekibinin gündeminde olmayabilir. Ancak müşteri verisi, ödeme bilgileri, sağlık kayıtları, sigorta dosyaları, kimlik bilgileri ve uzun süre saklanan hassas veriler açısından konu doğrudan güvenle ilgilidir.
Bugün güvenli görünen bazı şifreleme yöntemlerinin ileride kırılabilir hale gelmesi, özellikle uzun vadeli veri saklayan kurumlar için risk yaratır. Bankalar, ödeme kuruluşları, telekom operatörleri, kamu kurumları, sağlık kuruluşları ve büyük müşteri verisi tutan markalar için kuantum hazırlığı yalnızca teknoloji birimlerinin değil, güven stratejisinin de parçası olmalı.
Müşteri açısından bunun görünür etkisi hemen ortaya çıkmayabilir. Ancak müşteri güveni yalnızca bugünkü hızlı hizmetle değil, markanın veriyi geleceğe karşı koruma becerisiyle de şekillenecek.
Türkiye için genel tablo: Fırsat büyük, ama değer otomatik gelmeyecek
Forrester’ın 2026 listesi, yapay zekânın artık yalnızca içerik üreten ya da soru cevaplayan bir araç olarak görülmemesi gerektiğini gösteriyor. AI; uygulamaların üzerinde yeni arayüzler kuruyor, fiziksel operasyonlara giriyor, yazılım geliştirme ekiplerini dönüştürüyor, ticareti yeniden tasarlıyor, güvenlik mimarisini değiştiriyor ve altyapı yarışını hızlandırıyor.
Türkiye için bu tablo önemli bir fırsat barındırıyor. Genç ve dijital alışkanlıkları güçlü bir müşteri tabanı, gelişmiş e-ticaret kullanımı, hızlı büyüyen fintech ekosistemi, üretim kapasitesi ve yazılım yeteneği bu teknolojilerden değer çıkarabilecek bir zemin yaratıyor. TÜBİTAK’ın 1711 Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı kapsamında akıllı üretim, finans teknolojileri, akıllı tarım, sürdürülebilirlik ve akıllı eğitim teknolojileri gibi alanları desteklemesi de Türkiye’de AI ekosisteminin kurumsal ihtiyaçlarla daha fazla buluşmaya çalıştığını gösteriyor.
Ancak müşteri deneyimi açısından kritik uyarı değişmiyor: Teknolojinin kendisi müşteri deneyimini iyileştirmez. Bir teknoloji müşterinin hangi sürtünmesini azalttığı, çalışanı nasıl güçlendirdiği, güveni nasıl koruduğu ve iş sonucuna nasıl bağlandığı netleştiğinde değer üretir. Aksi halde en parlak teknoloji bile iyi bir demo olarak kalır.
Sonuç: 2026’da müşteri deneyimi ekranın ötesine geçiyor
Forrester’ın 2026 yükselen teknolojiler listesi, müşteri deneyimi dünyasına net bir mesaj veriyor: Önümüzdeki dönem, yapay zekâyı chat kutusuna sıkıştıran dönem olmayacak. Deneyim; uygulamaların üzerinde çalışan görünmez arayüzlere, fiziksel dünyadaki robotlara, otonom araçlara, alışveriş yapan ajanlara, yazılım geliştiren sistemlere, güvenlik platformlarına ve görünmeyen hesaplama altyapısına yayılacak.
Türkiye’de bu dönüşümü doğru okuyan markalar için önemli bir avantaj doğabilir. Müşteri deneyimi artık yalnızca daha iyi çağrı merkezi, daha iyi mobil uygulama ya da daha hızlı yanıt süresiyle sınırlı değil. Deneyim, markanın müşteriyi ne kadar iyi anladığı, bağlamı ne kadar iyi koruduğu, güveni ne kadar iyi yönettiği ve teknolojiyi müşterinin hayatını kolaylaştırmak için ne kadar doğru kullandığıyla belirlenecek.
Bu yüzden 2026’nın en önemli sorusu “hangi teknolojiye yatırım yapmalıyız?” değil. Daha doğru soru şu: Müşterinin hayatındaki hangi sürtünmeyi ortadan kaldırmak istiyoruz ve bu 10 teknolojiden hangisi o probleme gerçekten hizmet ediyor?
Bu yazı ilk olarak 8 Mayıs 2026 tarihinde CX Bulletin'de yayımlandı.