İçeriğe atla
Yapay ZekâAgentic AI'yı Herkes Kovalıyor; Yetişen Parmakla Sayılıyor
Makale·21 Haziran 2026·7 dk okuma

Agentic AI'yı Herkes Kovalıyor; Yetişen Parmakla Sayılıyor

Forrester'ın 2026 raporu: Kurumların dörtte üçü otonom yapay zekâyı benimsiyor, çok azı üretime taşıyor. Türkiye markaları için yorumladım.

AKAtasun Kaşbaş
Kurucu, The CX Brief
Agentic AI ve otonom yapay zeka sistemlerinin kurumsal dünyada ölçeklenmesi ve adaptasyon zorluklarını anlatan illüstrasyon

Geçtiğimiz hafta CX Bulletin’de, FIFA’nın Dünya Kupası operasyonunu Salesforce’un Slack ve Agentforce platformlarına emanet etmesini ele almıştım: Milyonlarca taraftarın gözü önündeki bir sahnede, somut bir agentic yapay zekâ iddiası. “Dünya Kupası’nın Görünmeyen Kadrosu” yazısının ardından gelen ilk tepki şuydu: “Demek ki oluyormuş.” Oluyor, evet — ama o sahne kuralın kendisi değil, istisnası. Forrester’ın bu ayın başında yayımladığı The State of Agentic AI, 2026 raporu, istisnayla kuralın arasındaki mesafeyi rakamlarla ortaya koyuyor — ve tablo, konferans sahnelerindeki coşkudan epey farklı.

Brian Hopkins ve ekibinin raporundaki tek cümlelik özet şu: Teknoloji kaçak bir tren gibi hızlanıyor; kurum ise onun çekmek zorunda olduğu ağır yük. Tanıdık bir hikâye aslında. Yeni bir yetenek dalgası gelir, herkes peşine takılır, sonra “almak” ile “kullanmak” arasındaki o sessiz uçurum ortaya çıkar. Yeni olan, bu kez trenin ne kadar hızlı gittiği.

Kovalamak bedava, yetişmek pahalı

Forrester’a göre kurumsal liderlerin yaklaşık dörtte üçü “agentic AI’yı benimsiyoruz” diyor. Ama bunu, sohbet botu kılığına girmiş “yapay zekâ taklidi” çözümlerin ötesinde, anlamlı bir üretim ortamında çalıştırabilen yalnızca küçük bir azınlık. Gerçekten ölçeklenmiş, birbiriyle konuşan çok-ajanlı sistemlerse daha da nadir. Yani ilgi her yerde, ölçek neredeyse hiçbir yerde.

Bu tabloyu Türkçeye çevirmek için uzağa gitmeye gerek yok. Son birkaç ayda kaç markanın “agentic AI destekli müşteri hizmetleri” duyurusu yaptığını saymak güç; ama o duyuruların altında çoğu zaman eski bir IVR ağacı ya da senaryosu önceden yazılmış bir chatbot çalışıyor. AloTech CX Summit bu yıl temasını doğrudan “Agentic AI ile Geleceğin Müşteri Deneyimi” olarak koydu; sektörün nabzı orada attı. Ancak bir markanın gündeminde agentic AI olması ile o markanın bir müşteri talebini uçtan uca, insan müdahalesi olmadan kapatabilen bir ajan çalıştırması arasında, Forrester’ın işaret ettiği o boşluk olduğu gibi duruyor.

Saatlerce değil, aylarca çalışan ajanlar

Esas değişim şu: Ajanlar artık dakikalar değil; saatler, günler, hatta aylar boyunca çalışıyor. Forrester, OpenAI’nin aylardır neredeyse müdahalesiz yürüttüğü iç yazılım akışlarını, Cursor’ın uzun soluklu kodlama ajanlarını, Anthropic’in günler süren araştırma ajanlarını örnek gösteriyor. Kanıt ortada.

Forrester’ın tespitiyle, uzun soluklu bir ajan sohbet botu gibi davranmaz; dağıtık bir sistem gibi davranır. Bu da çoğu şirketin hiç kurmadığı bir disiplini şart koşuyor: orkestrasyon, kimlik ve bağlam yönetimi. Raporun altını çizdiği ince nokta da burada: Ölçekleme ajan sayısında değil, görev karmaşıklığında çöküyor. On tane izole ajanı ortak bir kayıt defteri ya da yönlendirme mantığı olmadan birbirine dikince, geriye koordinasyon yerine tekrar ve savrulma kalıyor.

Müşteri hizmetlerine bakınca fark daha da netleşiyor. Bir SSS botu ile; bir müşterinin iadesini açan, stoğu kontrol eden, kargoyu tetikleyen, üç gün sonra memnuniyeti soran ve gerekirse temsilciye devreden bir ajan aynı tür yaratık değil. İkincisi koca bir iş akışını baştan sona taşıyor. Dolayısıyla yanlış bir adımı da baştan sona taşıyabiliyor. Müşteri deneyiminde otonomiyi cazip kılan ne varsa, riskli kılan da odur.

Asıl darboğaz teknoloji değil, güven

Yetişmenin neden pahalı olduğunu Forrester dört başlıkta topluyor ve dördü de Türkiye’deki CX liderlerinin ajandasında zaten duruyor. Birincisi para: ROI belirsizliği kurumsal hevesi pilot aşamasında hapsediyor, çünkü çoğu şirket dar verimlilik kazanımlarının ötesinde bir üretim yatırımını gerekçelendiremiyor. İkincisi yönetişim boşluğu: NIST’in yapay zekâ risk çerçevesini benimsemiş kurumların yarısından fazlası bile başıboş ajan yayılması — raporun deyimiyle “agentic sprawl” — yaşadığını söylüyor; çünkü bir politika belgesi, araç çağıran otonom bir sistemi denetleyemiyor. Üçüncüsü platform kafa karışıklığı: Ekipler “hazır SaaS ajanı mı, entegratörün kurduğu sistem mi, sıfırdan kendi inşamız mı?” diye tartışırken karar donuyor.

Hepsinin altında ise bir güven vergisi yatıyor. Otonom her eylemin kaydının tutulması ve bir denetçiye karşı savunulabilir olması gerekiyor; şu an bu maliyet fazla yüksek. Bunu en iyi, en önde olanlar hissediyor. Forrester’ın örneği, regüle bir kurumun gidebileceği kadar öne gitmiş Bank of New York; yine de agentic’in vaat ettiği değerin tamamını henüz cebine koyabilmiş değil. Ama BNY’nin çoğu kurumda olmayan bir şeyi var: Sıkı regülasyona tabi bir işin içinde, yüksek otonomili ajanları yönetmeye hazır bir iş gücü. Forrester bu hazırlığı “altın” diye nitelendiriyor. Bence raporun Türkiye için en kıymetli cümlesi de bu.

Çünkü güven vergisi bizde daha da ağır. BDDK gözetimindeki bir banka, bir sigortacı ya da bir telekom operatörü için, müşteriye dokunan otonom bir kararın yanlış çıkması teknik bir olay değil; itibar, uyum ve bazen hukuk meselesidir. Bir botun yanlış SSS cevabı vermesiyle, otonom bir ajanın hatalı iade işlemesi ya da müşteriye tutamayacağı bir söz vermesi arasında dağlar kadar fark var. Sıfırdan bir müşteri deneyimi organizasyonu kurmayı ele aldığım yazıda da değinmiştim: Teknolojiden önce gelen şey, o teknolojiyi taşıyacak yapının kendisidir.

Forrester’ın The State of Agentic AI, 2026 raporuna dayanan infografik: agentic AI’yı benimsediğini söyleyen kurumların çoğunluğu ile üretimde gerçekten ölçekleyebilenlerin azlığını karşılaştırıyor.

Kaynak: Forrester, The State of Agentic AI, 2026 · Grafik: CX Bulletin

Riski üç ayda bir gözden geçirerek yönetemezsiniz

Yöneticilerin en çok hafife aldığı kısım da burası. Forrester’ın 2026 güvenlik araştırmasında, güvenlik karar vericilerinin %49’u agentic AI’yı bir endişe kaynağı olarak işaretlemiş. Ve bu tehditler derece olarak değil, tür olarak yeni. Ajanlar birbirinin kimliğine bürünebiliyor, yetki yükseltebiliyor — çünkü insan olmayan kimlik tarafı hâlâ darmadağın. Ajan nüfusu kimsenin takip edemeyeceği hızda büyüyor ve koordinasyon koptuğunda küçük bir yanlış hesap, koca bir kesintiye dönüşüyor.

Forrester’ın önerisi net: Böyle bir sistem, üç ayda bir yapılan gözden geçirmelerle yönetilmiyor. Ajan çalışırken onunla birlikte çalışan bir izleme katmanıyla; kâğıda yazılıp en iyisi umut edilen değil, kod olarak uygulanan bir kimlik ve politika ile yönetiliyor. Müşteri deneyiminde bu şuna denk düşüyor: Otonomiyi ölçeklemeden önce, “bu ajan tam olarak neyi, kimin adına, hangi sınıra kadar yapabilir?” sorusunun cevabı canlı olarak izlenebilir olmalı.

Treni yakalayanlar en çok ajana sahip olanlar değil

Peki öne geçenler ne yapıyor? Forrester’ın cevabı sezgilere biraz ters: Öne geçenler en çok ajana sahip olanlar değil, trenin üzerinde koşacağı rayı önceden döşeyenler. Üç hamle öne çıkıyor ve üçü de teknolojiden çok yapıyla ilgili.

İlki, ajandan önce orkestrasyon. Ortak kayıt defterleri ve devir-teslim desenleri olmadan ajanlar tek bir bütün gibi çalışamıyor; her biri kendi köşesinde kürek çekiyor. İkincisi, aracı değil işin kendisini yeniden tasarlamak. İnsan hızına göre kurulmuş eski bir iş akışının üzerine cıvatayla tutturulan bir ajan, adım tasarrufu verir; sıçrama değil. Birkaç yüksek sürtünmeli akışı seçip rolleri ve onay mekanizmalarını otonomi etrafında yeniden kurmak gerekiyor — ki bu, bir teknoloji projesinden çok bir operasyon yeniden tasarımı. Üçüncüsü, her ajanı yönetilen bir kimlik gibi ele almak: benzersiz kimlik bilgisi, en az ayrıcalık, tam kayıt ve yaşam döngüsünü yöneten, adı belli bir sahip. Sahipsiz otonomi yok. Ardından da kademeli ölçek: Sınırları çizili görevlerle, onay kapıları ve geri alma yollarının arkasında başlayıp otonomiyi ancak kontroller hak ettikçe genişletmek.

Bu üç hamlenin görünmeyen ortak paydası insan. BNY’yi öne çıkaran şey teknolojisi değil, o teknolojiyi yönetmeye hazır kadrosuydu. Müşteri deneyiminin görünmeyen kökünün çalışan deneyimi olduğunu yazarken kastettiğim de tam buydu: Bağlılığı dibe vurmuş, agentic sistemlerle nasıl çalışacağını bilmeyen bir ekibe ne kadar ajan eklenirse eklensin, sonuç başıboş yayılma oluyor. Hazır bir iş gücü, satın alınabilecek en pahalı ve aynı zamanda en değerli bileşen.

Kuzey Amerika’daki yapay zekâ sohbetleri çoktan “hangi model daha iyi” tartışmasından “kim gerçekten üretime aldı” sorusuna kaydı; sahadaki ayrım da artık burada başlıyor.

Yıl biterken geriye kalan soru

Forrester raporu, sevdiğim bir görüntüyle kapanıyor: Tren hareket halinde ve hızlı; geriye kalan tek soru, trenin gittiği yer ile bizim gitmek istediğimiz yerin aynı olup olmadığı. Türkiye’deki CX liderleri için bunu biraz daha keskinleştireyim. 2026’yı pilot biriktirerek mi, yoksa kontrol düzlemini döşeyerek mi geçireceğiz? Çünkü yıl sonunda “agentic AI kullanıyoruz” diyen marka çok olacak. Gerçek ayrışma, kimin bir slaytta ajanı olduğu ile kimin müşterisinin gerçekten güvenebileceği bir otonomi kurduğu arasında yaşanacak.

Tren kalkıyor. Mesele ona binmek değil; rayı, kendi varış noktamıza doğru çoktan döşemiş olmak.

Bu yazı ilk olarak 21 Haziran 2026 tarihinde CX Bulletin'de yayımlandı.